Arap Bahari'ndan sonra Ortadogu'nun gelecegi

''Arap Baharindan Sonra Ortadogu'nun Gelecegi ve Turkiye'' konulu konferansin sonuc bildirgesi aciklandi. Gaziantep'te Abant Platformu ile Zirve Universitesinin is birligiyle Gaziantep'te duzenlenen, Turkiye, ABD, Ingiltere, Almanya, Fransa, Belcika, Tunus, Misir, Fas, Urdun, Birlesik Arap Emirlikleri, Rusya ve Japonya'dan 100'den fazla akademisyenin katildigi konferansin sonuc bildirgesinde, ''Arap bahari''nin birinci yilini doldurdugu, butun taraflarin ilk donemde ortaya cikan duygusal bakisi bir kenara birakarak karsi karsiya olunan fenomeni daha akilci ve sagduyuyla okumalari gerektigi belirtildi

      Gaziantep'te Abant Platformu ile Zirve Universitesinin is birligiyle Gaziantep'te duzenlenen, Turkiye, ABD, Ingiltere, Almanya, Fransa, Belcika, Tunus, Misir, Fas, Urdun, Birlesik Arap Emirlikleri, Rusya ve Japonya'dan 100'den fazla akademisyenin katildigi konferansin sonuc bildirgesinde, ''Arap bahari''nin birinci yilini doldurdugu, butun taraflarin ilk donemde ortaya cikan duygusal bakisi bir kenara birakarak karsi karsiya olunan fenomeni daha akilci ve sagduyuyla okumalari gerektigi belirtildi. Bugune kadar yasanan surecin bir kere daha toplumlarin canlari pahasina yonetimlerine karsi cikmayi goze alabildiklerini gosterdigi ifade edilen bildirgede, ''Bu nedenle henuz catismalarin baslamadigi ulkelerin ivedilikle reform sureclerine baslamalari saglanmalidir'' denildi. Bu surecte yasanan pek cok umut verici gelismeye ragmen eski otoriter rejimlerin farkli bicim ve yontemler altinda varliklarini surdurme cabasi ve riski bulundugu belirtilen bildirgede, sunlar kaydedildi: ''Surece katilan butun aktorlerin gorevi eski otoriter rejimlerini goz onunde tutarak rejimlerin degistirilmesi kadar demokrasinin kurumsallasmasini ve sivil toplumun gelismesini saglamak ve bu baglamda eski rejimlerin kurumsal kalintilarini ortadan kaldirmak olmalidir. Arap bahariyla ortaya cikan siyasi ve toplumsal olaylar ne kadar ciddi olursa olsun gerek ulusal gerek uluslararasi duzeyde sivil ve hukumetler disi diyalog imkanlari tikanmamalidir. Ulkelerarasi iliskilerin hicbir sekilde tamamen kesilmesine izin verilmemelidir. Ortadogu'da her ulke ve toplum kendine ozgudur. Bu nedenle bir modeli baska bir bolge ulkesine uygun gormek gibi yaklasimlar aciklayici degildir. Her toplumun kendi ozelliklerine gore ancak diger bazi ulkelerin tecrubelerinden de yararlanarak kendi modellerini olusturmalarina firsat verilmelidir. Ortadogu cok kulturlu bir alandir. Bu alan Muslumanlarin, Hristiyanlarin, Yahudilerin, Zerdustlerin, Turklerin, Araplarin, Farslarin, Ermenilerin, Kurtlerin ve pek cok diger kadim toplumsal gruplarin bir an once farkli inanc, etnik ve digere butun gruplarin birinci sinif vatandas olarak taninmasi zorunluluktur. Arap bahari, Arap siyasetinin bir sorunu oldugu kadar Muslumanlarin da bir sorunudur. Bu nedenle Islam Isbirligi Orgutu gibi kurumlar surece daha aktif olarak mudahil olmalidir. Arap bahari, butun Ortadogu toplumlarinin temel meselesinin katilimci, demokratik ve insan haklarina dayali anayasa oldugunu butun acikligiyla ortaya cikarmistir. Bu noktadan hareketle bundan sonraki surecte politik inisiyatif alacak butun aktorlerin oncelikli ajandasi katilimci, demokratik ve insan haklarina dayali anayasalar yapmak olmalidir. Butun uluslararasi aktorler, demokratik yollarla gelen yonetimlerin ideolojik gorusleri ne olursa olsun haklarinin mesru ve secilmis temsilcileri oldugunu kabul etmelidirler. Toplantinin Turkiye'de yapildigi noktasindan yola cikarak, Turkiye'deki politik ve entelektuel aktorlerin Arap bahari olarak adlandirilan surece bakarken kendi katkilari kadar hem kendilerinin hem de Turkiye'nin eksiklerini gorme firsati olarak degerlendirmeleri gerekmektedir.''   Timeturk