ABD, Turkiye'ye Ultimatom mu Verdi?

Ingiliz Financial Times gazetesi adini vermedigi ust duzey bir Amerikali yetkiliye dayanarak ABD Baskani Barack Obama?nin Basbakan Recep Tayyip Erdogan?a, ultimatom verdigini yazmisti.

Ingiliz Financial Times gazetesi adini vermedigi ust duzey bir Amerikali yetkiliye dayanarak ABD Baskani Barack Obama?nin Basbakan Recep Tayyip Erdogan?a, ultimatom verdigini yazmisti. Habere gore Obama, Erdogan?a Turkiye?nin Iran ve Israil politikalarini degistirmemesi durumunda, buyuk silah satislarinda Kongre?yi ikna edemeyecegini soylemisti. Turkiye boyle bir durumun soz konusu olmadigini soyledi. Beyaz Saray da haberi yalanladi, ancak gazete haberinin arkasinda duruyor. Bu durumda haber dogru mu, yanlis mi? Herseyden once kabul etmemiz gerekir ki Turkiye?nin Israil ve Iran konusunda ABD ile ortusmeyen politikalari var. Bu farkliliklar Iran konusunda Birlesmis Milletler Guvenlik Konseyi?nde ters oylar vermeye kadar gitti. ABD o oylamadan sonra hayalkirikligi yasadigini acikca ifade etti, hatta bazi Amerikali yetkililer Turkiye gibi bir muttefikten beklemedikleri bir tablo ile karsilastiklarini dahi soylediler. ABD?nin Turkiye-Israil gerginligi konusunda da ciddi endiseleri oldugunu biliyoruz. Fakat bu farklilar ultimatom boyutuna tasimaz. Cunku ultimatom dedigimiz diplomatik dilde baska bir seydir. Ultimatom ?ya oyle yapacaksiniz ya boyle yapacaksiniz? turunden bir tehdidin diplomatik dildeki adidir. Baska bir ifade ile Obama?nin Erdogan?a ultimatom verdigini soylemek demek ABD?nin Turkiye?yi silah satmamakla tehdit ettigini, Turkiye?ye Israil ve Iran konularinda belli politikalari acikca empoze ettigi anlamina gelir ki iliskiler henuz oyle bir kirilma icinde degil. Bunu soylerken Obama ile Erdogan arasinda bir konusmanin yasandigi ve burada ABD tarafinin Turkiye?ye uyarilarda bulundugunu kabul etmemiz gerekiyor. Ayrica sozkonusu diyalogun ABD Disisleri tarafindan sizdirildigi da goruluyor. Yani ortada bilincli bir sizdirma var. Ama bu sizdiranlar ABD yonetimini temsil eden insanlar mi, yoksa Israil lobisinin Washington?daki uzantilari mi, orasini tam kestiremiyoruz. Cunku Israil Italya?dan Yunanistan?a, Amerika?dan Ingiltere?ye kadar dunyanin hemen hemen her ulkesinde Turkiye aleyhine diplomatik bir ataga girsiti. Ozellikle Mavi Marmara?dan sonra Israil diplomasisinin bir numarali gorevi Turkiye?yi diger ulkeler nezdinde kotulemek ve Turkiye?nin ucuncu ulkelerle iliskilerini sikintiya sokmak. Bu baglamda cesitli ulkelerin medyalarinda Turkiye aleyhine cok garip haberler cikmaya basladi. Bu buyuk bir oyunun parcasidir. Bu oyunun ana hedefi ise mevcut Turk hukumetini dunyanin gozu onunde marjinal ve radikal bir hale getirmek, Turkiye icinde ise dengeleri degistirerek hukumeti degistirebilmektir. Bu oyunun en cok icra edildigi yer ise dogal olarak ABD?nin baskenti Washington?dur. Tabloya boyle bakildiginda Obama-Erdogan gorusmesindeki ?dostca uyarilar?in Israil baglantili kaynaklarca Ingiliz basinina ?ultumatom? olarak yansitildigi anlasiliyor. G20 zirvesinde Obama?nin direkt Erdogan?a Israil konusunu yumusatmasi yonunde bir telkinde bulundugu belirtiliyor. O donemde sadece Obama?nin degil, diger Amerikali yetkililerin de bu tur telkinlerde bulundugunu biliyoruz. Hatta bu yondeki girisimler su anda da suruyor. Amerikalilar hemen her Turkiye ziyaretlerinde Israil ile iliskiler konusundaki kaygilarini Ankara?ya iletiyorlar. Fakat sunu unutmamak lazim ki ABD Turkiye?ye Israil konusunda yaptigi telkinin cok daha fazlasini ve guclusunu Israil tarafina yapiyor. Bu durumda Amerika?nin Israil?e de ultimatom verdigini mi dusunecegiz? Daha once de soyledigimiz gibi uyarilari ultimatom olarak degerlendiremeyiz. Zaten bu bir ultimatom olsaydi Kongre dunden harekete gecerdi ve Turkiye?ye karsi tavrin sertlestigini gosterir ipuclari gelmeye baslardi. Ancak gordugumuz kadariyla ABD iliskileri daha da bozmamanin gayreti icerisinde. Israil-Turkiye iliskilerinde duzelme olsun istiyorlar, ayrica Turkiye?nin Iran politikasindan da hosnut degiller, ancak diger taraftan Turkiye?yi daha fazla rahatsiz ederek onun Bati?dan uzaklasmasina yol acmaktan da endise ediyorlar. Bu nedenle ultimatom benzeri araclari su asamada kullanmak isteyeceklerini sanmiyoruz. Yukarida ozetlemeye calistigimiz tabloya karsin Turk-Amerikan iliskilerinde hayati risklerin bulundugunu da hatirlatmamiz gerekiyor: Israil, Turkiye ile iliskilerini mevcut iktidar surdugu surece duzeltemeyecegi gibi bir kanaate ulasti. Baska bir ifade ile Israil Erdogan?i (ve AKP?yi) dusmani ilan etti ve bir ulke dusmanina karsi ne yapabilirse bunlarin hepsini yapmaya kararli. Israil?i birazcik taniyan herkes bilir ki Israil bu tur oyunlari bildik yontemlerle oynamaz. Tel Aviv?in su anki ilk hedefi Erdogan ve arkadaslarini marjinal gostermek; El Kaide ile, Hamas, Hizbullah ve Iran ile AKP arasinda ozel iliskiler oldugunu kanitlamak. Bu baglamda Israil Savunma Bakani barak?in MIT Mustesari hakkindaki isnatlarina benzer suclamalari cesitli bakan ve burokratlar hakkinda ortaya atmasi kuvvetle muhtemeldir. Bu tur suclamalar dogrudan Tel Aviv?den gelebilecegi gibi, Bati?dan veya Turk basinindan da gelebilir. Israil?deki Turkiye karsiti gruplara gore Bati nezdinde yalnizlasan bir Turkiye hem disarida, hem de iceride AKP iktidarini tasiyamaz ve yonetim degisikligi kacinilmaz hale gelir. Ozetle zaten kendi sorunlari olan Turk-Amerikan iliskilerine yeni ama yapay (uretilmis) sorunlar da geliyor. Turkiye bu tur organize hazirliklari dikkate almak ve onlem gelistirmek zorunda. Aksi taktirde kriz cikarma gayretleri gercek olabilir ve Turkiye agir bedeller odeyebilir. Sedat Laciner