'Devlet, şiddet konusunda caydırıcı her türlü tedbiri almalı'
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından düzenlenen 'Aile ve Şiddet' konulu konferansın sonuç bildirgesinde, devletin şiddet konusunda caydırıcı her türlü tedbiri alması gerektiğine vurgu
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından düzenlenen ‘Aile ve
Şiddet’ konulu konferansın sonuç bildirgesinde, devletin şiddet
konusunda caydırıcı her türlü tedbiri alması gerektiğine vurgu yapıldı.
Sonuç bildirgesinde şiddet uygulayan failin psikolojik destek alması,
özel ya da devlet çatısı altında danışmanlık ve terapi merkezlerinin
açılması, aile ombudsmanlık sisteminin yaygınlaştırılması gibi öneriler
dikkat çekti.
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Kadın Platformu
tarafından İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen ‘Aile ve Şiddet’
konulu II. Aile Konferansı sona erdi. Organizasyona 15 ülkeden 30
akademisyen, yazar ve araştırmacı katıldı. Konferansın son oturumu,
Bahçeşehir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nilüfer
Narlı’nın açılış konuşması ile başladı. Son oturumda ‘Şiddetin Aile İçi
Toplumsal Boyutu’ konuşuldu. İsviçre’de ‘Avrupa’da Barış İçin Dinler’
Organizasyonu Başkanı Prof. Dr. Hans Ucko tarafından yönetilen oturumda
İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı'nda öğretim üyesi ve
Bağımlılık Tedavisi Programı sorumlusu Prof. Dr. İlhan Yargıç, Erciyes
Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Beylü Dikeçligil, Yard.
Doç. Dr. Serap Kavas ve Moldova’dan Dr. Vladimir Anikin sırasıyla;
‘Alkol-Madde Kullanımı, Aile Yapısına Etkileri ve Çözümler’, ‘Bütüncü
Sosyolojiye Göre Aileyi ve Aile içi Şiddeti Yeniden Anlamlandırmak’,
‘Aile içi Şiddete Farklı Bakış: Türkiye’de Profesyonel Kadınlar’ ve
‘Aile içi Şiddete Karşı Sivil Toplum’ konulu tebliğlerini sundu. Son
oturumun ardından Prof. Dr. Abdulhakim Yüce, konferansın sonuç
bildirgesini katılımcılar ile paylaştı. Sonuç bildirgesinde dikkat çeken
ifadeler şöyle:
"Aile toplumun en önemli kurumudur. Toplumda
yaygınlaşan şiddet aileyi de tehdit etmektedir. Biz ailenin şiddeti en
aza indirecek ilk kurum olduğuna ve şiddetle mücadelede aile kurumunun
güçlendirilmesi gerektiğine, aile birliğinin korunması ve kendisinden
beklenen fonksiyonu yerine getirmesi için şiddet konusunda devletin
aktif görev üstlenerek caydırıcı ve önleyici her türlü tedbiri
ivedilikle alması gerektiğine, bu tedbirler arasında örneğin şiddet
uygulayan failin psikolojik destek alması, özel ya da devlet çatısı
altında danışmanlık ve terapi merkezlerinin açılması, aile ombudsmanlık
sisteminin yaygınlaştırılması; kolluk birimlerinde, topluma en yakın ilk
müracaat yeri olan polis ve jandarma karakollarında aile ve şiddet
konularında eğitim almış, tercihen bayan uzman personel
görevlendirilmesi gerektiğine, bu konuda sivil toplum kuruluşlarının
duyarlılık ve çalışmalarını desteklediğimize, hem bir birleriyle hem de
devletin ilgili kurumlarıyla işbirliğine gitmelerinin bizi sonuca
götürmede daha etkin olacağına, aileyi bir bütün olarak kabul etmekle
birlikte, ailedeki her bir bireyin hakları olduğuna ve korunması
gerektiğine, aile içi şiddetin örtülü yapısı, daha sürekli, sistematik
ve bireyin şahsiyeti üzerindeki yıkıcı etkisinden ötürü özel olarak ele
alınması gerektiğine, şiddetin yaygınlaşmasında ve sıradanlaşmasında
medyanın büyük etkisi olduğuna, oysa toplumu en çok etkileyen medyanın
şiddetin önlenmesinde aktif rol alması gerektiğine, eğitimin her
aşamasında, özellikle erken dönem eğitim sürecinde şiddetin toplumsal
yayılımının önlenmesi ve barışçıl çözüm alışkanlıklarının kazandırılması
konusunun müfredat programlarında yer alması gerektiğine, töre
cinayetlerinin 'cinayet' olduğuna, örf, adet ve dini inançların şiddetin
gerekçesi olmadığına; aksine örf, adet ve dinî inançların toplumsal
barışı sağlamada olumlu rolünün olup bunun ön plana çıkarılması
gerektiğine, bir insan hakları ihlali ve haysiyet sorunu olan şiddet ve
istismar konusunda toplumun duyarlı olup bu duyarlılığın zihniyet
değişimine sebebiyet vermesi için yapılacak çalışmalara destek verilmesi
gerektiğine inanıyor ve kamuoyuyla saygıyla paylaşıyoruz.”